SPOR SALONUNA TELEFON GETİRMEK YASAKLANMALI MI?


Sizi bilmem ama ben spor salonunda antrenman yaparken yan taraftaki adductor makinesine oturmuş özel konuşmalarını yapan bir kadını dinlemekten son derece rahatsız oluyorum. İnsanlar yalnızca arkadaşlarıyla konuşmakla kalmıyor, hatta iş görüşmelerini de spor salonunda yapıyorlar. Bazen koşu bandında oldukça yüksek meblağlardaki parayla iş yapan insanların konuşmalarına bile kulak misafiri oluyorum.

Bu konu ile ilgili 2012 yılında yapılan bir araştırmaya göre spor salonuna gelen kişilerin %51’i antrenman yaparken yanında akıllı telefonunu getiriyor. Düşünsenize, bu rakamlar 5 sene öncesine ait. Eminim ki artık bu rakam %91’i bulmuştur! İnsanlar yalnızca telefonlarıyla müzik dinlemiyorlar, selfie çekiyorlar ve indirmiş oldukları uygulamalardan egzersiz programlarını da takip edebiliyorlar. Akıllı telefonlarıyla antrenörlerinden direktif alarak antrenman yapanları bile gördüm.

Bence bir insanın spor salonuna telefon getirmesinin tek bir nedeni olabilir: Spor salonunda inanılmaz derecede sıkılıyor olması. Koşu bantları ve kardiyo alanındaki televizyon ekranları ve dergiler, spor endüstrisinin üyelerini eğlendirmek ve zamanı hızlı geçirtmek için uyguladıkları ilk denemelerdi. Ancak günümüzde insanlar bireysel zaman geçirmekten ve arkadaşları ile iletişimde olmaktan hoşlanıyorlar.

Bu yüzden de herkes antrenmana telefonla geliyor. Peki ya ben? Ben telefonumu spor salonuna götürüyor muyum? Hayır, götürmüyorum. Size bir fitness bloggerı olduğumu hatırlatmak istiyorum. Bir keresinde kendimi müzik dinleyerek motive etmek istediğim için telefonumu getirdim. Aylık olarak Spotify üyeliğime para ödediğim için antrenman yaparken dinleyecek birkaç parça indirdim. Ancak çok kısa bir süre sonra bunun kötü bir fikir olduğunu anladım. Telefonum koşu bandına koymak için fazla büyüktü ve nereye gidersem gideyim telefonumu kulaklık mesafesine koymam ya da elimde taşımam gerekiyordu. Elbette telefonumu bir kol bandı ile tutturabilirdim ama kolumda fazladan bir ağırlık olduğunda rahat hareket edemeyeceğimi biliyordum. Bir de sürekli olarak telefon ekranıma gelen bildirimlere gözüm kaydığı için sürekli olarak dikkatim dağıldı. Telefonumu oğlum Noah’nın okuluyla ilgili acil bir durum olduğunda da spor salonuna götürdüm ve o gün de aynı şekilde antrenmanıma konsantre olamadım.

Konuyla ilgili bir araştırmayı da sizinle paylaşmak istiyorum: Akıllı telefonlar dikkatinizi dağıttığı için sizi ve etrafınızdaki insanları sakatlanma riski ile karşı karşıya bırakabilir. İngiltere’deki Accident Advice Helpline (Kaza Yardım Hattı) verilerine göre, 200.000’den fazla kişi cep telefonları yüzünden spor salonunda kaza geçirmiş.
Spor salonu sahiplerinin karşı karşıya olduğu sorun, bar sahiplerinin sigara içme yasağıyla olan ilişkisine benziyor: Spor salonu sahipleri bu durumun üyeleri için oluşturduğu risklerin farkında ama mekanlarına gelen insanların iyi vakit geçirmelerini istedikleri için bu duruma göz yumuyorlar. Bana sorarsanız insanların telefon getirmesine izin vermeden de onları spor salonunda eğlendirmeleri mümkün. Canlı DJ performansları, sizi dinleyecek ve gösterdiğiniz ilerlemeyi samimiyetle takip edecek bir antrenör ya da lezzetli protein shake ve özel ikramları olan bir içecek barıyla bunu başarmak gayet mümkün. Bence bir spor salonunu eğlenceli hale getirmenin sayısız yöntemi var. Siz de spor salonunda geçirdiğiniz süreyi azaltmak ve gerçekten iyi sonuçlar almak istiyorsanız, telefonunuzu soyunma odasındaki dolaba koyun ve önünüzdeki 45 dakika boyunca vücudunuza odaklanın. Biliyorum çoğunuz bu tavsiyemi dikkate almayacak ama erkek arkadaşım Kerem telefonunu spor salonuna götürmeyi bıraktı ve artık çok daha fazla keyif aldığını söylüyor. Lütfen en azından bunu bir deneyin!

LEAVE A COMMENT